NuRhaN's

Bu dÜnYa kEvN-Ü FeSaT AlEmIdIr..HeR ŞeY BiR TaRaFtAn oLuŞuR BiR TaRaFtAn bOzUşUr..

'Beyaz Melek' filmi tarihe geçti


ABD’de ilk kez bir Türk filmi iki ayrı dalda ödül alarak tarihe geçti. Houston Film Festivali’nde yarışan Beyaz Melek’in, iki dalda ödül almasının mutluluğu sürüyor.

Amerika'da 41'inci Uluslararası Houston Film Festivali’nde Türkiye adına yarışan Beyaz Melek’in, iki dalda ödül almasının mutluluğu sürüyor.

Festivalde Beyaz Melek'in 'En İyi Uluslarası Yabancı Film' ödülü ile 'Jüri Özel En İyi Yönetmen' ödülünü kazanması sinema çevrelerinde büyük başarı olarak değerlendirildi.

Törende Fadik Sevin Atasoy ile birlikte sahneye çıkan Mahsun Kırmızıgül mutluluktan ağladı. Kırmızıgül, "Beyaz Melek bir sevgi filmidir, bu sevgiyi hisseden Amerikalı sinemaseverlere ve jüriye teşekkür ederim. Ödülü ülkemdeki tüm güzel insanlar için alıyorum" dedi.

Sanatçıları ilk kutlayan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay oldu. Günay, ''Uluslararası bir yarışmada alınan iki büyük ödül, gerçekten çok sevindirici. Ekibi kutluyorum'' dedi.

Münih Türk Filmleri Mutluluk'la açıldı


19. Münih Türk Film Günleri, "Mutluluk" adlı filmin gösterimiyle başladı.

Film Günlerinin açılışını Bavyera Eyaleti Aile ve Çalışma Bakanı Christa Stevens ile Türkiye'nin Münih Başkonsolosu Ali Rıfat Köksal birlikte yaptı.

Stevens ve Köksal, açılışta yaptıkları konuşmalarda, kültürün vazgeçilmez bir parçası olduğunu vurguladıkları sinemanın, farklı kültürlerin yakınlaşmasına yaptığı önemli katkılara işaret etti.

Bazı Türk yapımcı ve yönetmenlerin de katılacağı ve 27 Nisana kadar sürecek Türk Film Günleri çerçevesinde "Yumurta", ''Yeni Bir Yurt Edinmek", "İklimler", "Adem'in Trenleri", "Kalbin Zamanı", "Beynelmilel", "Pardon", "İbret Olsun Diye", "Aletnea", "Devrimci Gençlik Köprüsü", "Mavi Gözlü Dev" ve "Zeynep'in Sekiz Günü" adlı filmler gösterime girecek.

Jodie Foster Röportajı




Dört yaşından bu yana oyunculuk yapan Jodie Foster, çocuk oyuncu olarak yakaladığı başarısını, yetişkin çağında da tekrarlayabilen ender yeteneklerden biri. Dört kez Oscar ödülüne aday gösterilen ve iki kez de kazanan, Hollywood’da 42 yıllık kariyere sahip Foster hakkında fazla söze gerek yok aslında.

Bu hafta gösterime giren Nim's İsland/Macera Adası’nın starı Jodie Foster ile Premiere France tarafından gerçekleştirilen özel söyleşiyi sizlerle paylaşıyoruz.

-Kadın oyuncuların çoğunda belli bir eğilim görüyoruz. Çocukları büyüyüp de sinemaya gidebilecek yaşa geldikten sonra birkaç tane aile-dostu filmde oynamaya soyunuyorlar. “Nim’s Island-Macera Adası” gibi aile-dostu bir macera komedi filminde oynama kararınızda artık çocuğunuzun büyümüş olmasının payı var mı?

-Hiç kuşkusuz kararımda bunun da etkisi olmuştur. Çocuklarımın sette benimle gerçek anlamda beraber oldukları ilk film bu oldu. Eskiden de sete gelirler ama sadece benimle yemek yerler çekimleri izlemezlerdi. Sonrasında ise nasıl bir filmde oynadığımı görmek için fragmanı beklerlerdi. Ancak bu filmde bana önerilen rolü de çok beğendim. Bugüne kadar hep acı çeken, korku hisseden, zor durumda kalan, yalnızlık çeken dramatik karakterleri canlandırdım.Hedef kitlesi çocuklar, genç insanlar ve onların aileleri olan bir komedi-macera filminde oynayınca bu durumun değişeceğini düşünmüştüm ama çekimler başladıktan sonra, oynadığım Alex karakterinin de benzer problemleri olduğunun farkına vardım. O da herşeyden korkuyordu ve çevresinden yalıtılmış şekilde yaşıyordu.
-Alex karakterinin bazı problemleri olmasına rağmen oynadığınız bu rolün komediye eğilim gösterdiğini görüyoruz. 1994’teki “Maverick”ten sonra hiç komedi yapmamıştınız. Neden?
-Gerçek yaşamımda son derece neşeli ve kaygısız bir yapım vardır. Filmlerimdeki ultra-ciddi imajımla uzaktan yakından alakam yoktur. Ancak buna rağmen beni en yakından tanıyan insanlar bile bu tarz bir filmde neden oynadığımı anlayamıyorlar… Doğrudur, insani boyutu olan dramalar beni daima daha fazla etkiler. Film kiralamak için video dükkanına gittiğimde de sadece drama filmi kiralarım. Komedilerin benim ilgi alanıma girdiği çok nadirdir.


-Bir önceki filminiz “The Brave
One” Fransa’da karışık eleştiriler aldı?

-Yani herkes nefret etti demek istiyorsunuz! (kahkahalar)
-O kadar uç tepkiler bekliyor muydunuz?

-O filmimle ve aldığım risklerle gurur duyuyorum. Aynı anda hem entelektüel, hem de vahşi ve ilkel bir drama çalışmasıydı. Vahşi ve ilkel yönleri ağır basıyordu ki, sanırım insanları en fazla şok eden yanı o oldu. Kendi kendisinden nefret edecek boyuta gelmiş bir kadının portresini çizerken, bazı rahatsız edici duyguların da su yüzüne çıkması doğaldı.
-Yakın gelecekte yönetmenlik yapmak istiyor musunuz?
-Bence önemli olan filmler yapıyorum ama bunların montajında zorlanıyorum. Yakın geçmişte başka önceliklerim vardı. Çocuklarımı büyütmem gerekiyordu. Şimdi onlar yeterince büyüdüğüne göre yönetmenlik konusuna gerçek anlamda odaklanabilirim.
-Bir başka projeniz olan “Sugarland”in de başına gelmeyen kalmadı. Filmde “Taksi Şoförü”ndeki rol arkadaşınız Robert De Niro’nun da oynayacağı söyleniyordu ama sizin bunca popülaritenize rağmen proje bir türlü gerçekleşmedi. Neden?

-İnanılır gibi değil, değil mi? Ama ne yazık ki öyle oldu. Öncelikle Robert projeyi terk etti. Sosyal politikalar üzerine bir filmdi ama dünyamız o kadar hızlı değişiyor ki, bizim senaryomuz daha şimdiden eskidi.


-1970’lerde çekilen “Freaky Friday”in 2000’li yıllarda çekilen yeni versiyonunda sizin rolünüzü Lindsay Lohan oynadı. Lohan örneğinden yola çıkarak, günümüzün genç yıldızlarını nasıl görüyorsunuz? Siz 70’lerde büyüdüğünüz için memnun musunuz?

-O yıllar harikaydı! Bugünün paparazzilerinin kullandığı üstün teknolojiler o zaman yoktu. En aptalca şeyleri yapabildiğimiz halde hiç kimsenin ruhu bile duymuyordu. Ayrıca o yıllarda 16 yaşındaki bir oyuncu ne kadar popüler olursa olsun milyonlarca dolar almıyordu. Bugün artık hem genç oyunculara hem de yetişkin aktörlere verilen değer değişti. Onları dergi kapaklarına koyuyoruz, onları sürekli izliyoruz ve gözetliyoruz. Süngeri sıkabildiğimiz kadar sıkıyor, içinde su kalmayınca bir köşeye atıveriyoruz. Onların ne hissettiğinin hiçbir önemi yok, nasılsa kısa sürede yeni bir yıldız bulunur diyoruz.
-Oyuncu olmasaydınız ne iş yapmak isterdiniz?

-Sanırım yazar veya öğretmen olmak isterdim. Konuşmayı çok severim. Küçükken hep profesyonel bir konuşmacı olmak isterdim. Bunu anneme söylediğimde bana şu cevabı verirdi: “Harika, sen ileride Amerika Birleşik Devletleri Başkanı olmalısın!”
-Genellikle erkekler için uygun olduğu düşünülen rollerin portresini çiziyorsunuz. Erkek aktörlerden araklamak istediğiniz roller var mı?

-Daniel Day-Lewis ve Sean Penn, bunlar benim favori aktörlerimdir. Problem ise onların çok çok iyi olması… Onlarla asla boy ölçüşemem!

KARANLIĞIN GÖLGESİNDE

The Age of Ignorance L' Âge des ténèbres


Konusu

Jean-Marc rüyalarında parlak zırhlı bir şövalye, sahne ve perdenin yıldızı, başarılı bir yazardır. Sürüyle kadın ayaklarının dibine ve yatağına düşer.

Gerçekte o hiç kimsedir… bir devlet memuru, anlamsız bir koca, başarısız bir baba ve gizli saklı sigara içen biri. Ama Jean-Marc hayal dünyasının ayartmasına direnir ve gerçek dünyada kendine yeni bir şans tanımaya karar verir.

Gösterim Tarihi: 25 Nisan 2008

Kesişen Yollar



Reservation Road

Konusu

Profesör Ethan Learner (Joaquin Phoenix) ve eşi Grace (Jennifer Connelly) küçük kızları Emma (Elle Fanning) ile birlikte 10 yaşındaki oğulları Josh’un çello çalıdığı resitaline katılırlar.

Aile bu küçük yetenekle büyük gurur duymaktadır.

Aynı saatlerde başka bir baba-oğul olan Dwight Arno (Mark Ruffalo) ve Lucas bir basketbol maçından dönmektedirler.

Resitalden sonra evin yolunu tutan aile, Reservation Road üzerindeki bir benzin istasyonunda durur. Bu benzin istasyonunda Learner ve Arno ailelerinin yolları kesişecek, yaşanan bir kaza tüm hayatlarını değiştirecektir...

Oğlunu kaybetmesine sebep olan kazayı yapıp kaçan kişiyi bulmak Ethan’ın yaşama amacı haline gelirken, suçlunun yanı başında olduğunun farkında bile değildir...

Mevlana Celaleddin-i Rumi:
Aşkın Dansı




Yeryüzünde yaşanan ve yaşanacak olan tüm ilahi aşk'lara...


Mevlana Celaleddin-i Rumi: Aşkın Dansı
Yönetmen & Senaryo : Kürşat Kızbaz
Yapımcı : Imagine Film Productions
Müzik : Kalan Müzik, Ömer Faruk Tekbilek ve Sezen Aksu
Canlandırma : Sinan Tuzcu, Burak Sergen, Özcan Deniz, Müşfik Kenter, Turan Özdemir ve Selçuk Yöntem
Seslendirme : Yılmaz Erdoğan, Müşfik Kenter, Yıldız Kenter, Cüneyt Türel, Mehmet Atay ve Meltem Cumbul
Yapım Yılı : 2008
Tür: Dramatik Belgesel
Süre : 80 dakika
Dağıtım : BestLine Pictures
http://www.rumithedanceoflove.com

Konusu

Yüzyılları aşan evrensel barış, kardeşlik ve aşk düşünceleriyle tüm dünyada geniş kitleler tarafından sevilen ve saygı duyulan, büyük felsefi düşünür, Mevlana Celaleddin-i Rumi filmin ana konusunu oluşturmaktadır.

Amacı

Tüm dünyada milyonları etkisi altına alan, düşünceleriyle insanlığa yön veren Mevlana’nın sevgi ve barış öğretilerinin, sinemanın etkisi ve gücüyle yorumlanması ve geniş bir izleyici kitlesine sunulması filmin temel amacıdır.

13. yüzyıldan günümüze kadar uzanan, aşk ve hümanizm temalarıyla insanlığı kucaklayan Mevlana’nın, evrensel düşüncelerini şiirsel ve dramatik bir dille milyonlara anlatmak filmin diğer bir amacıdır. Tüm dünyada çok geniş bir coğrafyada tarihe, kültüre, sanata ve bilime ilgi duyan, geniş bir kitleye sunulacak olan ‘Mevlana Aşkın Dansı’, Anadolu’dan yayılan Mevlana’nın sevgi ışığını etkileyici ve akıcı bir şekilde anlatmaktadır.

Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin yaşamı ve felsefesi üzerine kurgulanan filmde aşk, ney ve sema üçlemesi yer almaktadır.

Evrensel hümanizm düşüncesinin öncülerinden biri olarak kabul edilen Mevlana, sahip olduğu engin ruh ve insan üstü değerler ile dil, din ve ırk farkı gözetmeksizin tüm insanoğlunu kucaklamıştır. 13.yüzyıldan günümüze kadar ulaşan hoşgörü, insan sevgisi ve aşk kavramları halen tüm dünyada milyonları etkisi altına almaktadır.
Yapım aşamasında ilk defa tüm dünyada farklı coğrafyalardan elliyi aşkın çok önemli tarihçi ve araştırmacılar ile görüşülmüş, canlandırma ve animasyon sahneleriyle 13.yy’ın dokusu ve havası yansıtılmaya çalışılmıştır.

Dramatik sahneleri Sinan TUZCU, Burak SERGEN, Özcan DENİZ, Müşfik KENTER, Turan ÖZDEMİR ve Selçuk YÖNTEM gibi çok önemli bir kadro tarafından canlandırılan ‘Mevlana Aşkın Dansı’, Yılmaz ERDOĞAN, Yıldız KENTER, Cüneyt TÜREL ve Meltem CUMBUL’un şiirleriyle, Mehmet ATAY’ın anlatımıyla tamamlandı.

Müzikleri Kalan Müzik, Ömer Faruk TEKBİLEK ve Sezen AKSU tarafından hazırlanan ‘Mevlana Aşkın Dansı’ ilk defa özel 3D, matte painting ve 14. yüzyıl minyatürlerinin dijital ortamda yeniden yaratılması ile yepyeni bir dünyanın kapılarını açıyor.

Semi-Pro (2008)

Çaylak Profesyonel


Konusu

Amerikan Basketbol Birliği’ne bağlı Flint Michigan Tropics takımının koçu Jackie Moon (Will Ferrel), takım arkadaşlarının NBA’de oynama hayallerini gerçekleştirebilmek için onlara destek verir.

Lütfen Başa Sarın

Be Kind Rewind


Konusu

Jerry manyetik güçlere sahiptir ancak bunu henüz fark edememiştir. Hergün video kaset kiraladığı dükkana son gidişinde bir sorunla karşılaşır. Dükkandaki yarıdan fazla video kaset silinmiştir ve bunun nedeni Jerry'nin manyetik gücüdür. Jerry batacağını düşünen dükkan sahibine inanılmaz bir fikir verir. Silinmiş filmlerin yerine kendileri o filmleri çekecektir. Böylece Ghost Busters, Robocop ve Aslan Kral gibi kültleşmiş filmlerin kopyalarını çekmeye koyulurlar. Dükkana gelen müşterilerin tepkisi, bunun hiç de iyi bir fikir olmadığını düşünen dükkan sahibini çok şaşırtacaktır: Çünkü filmleri beğenilmiştir.

Notlar

Sil Baştan (Eternal Sunshine of the Spotless Mind) ile 21. yüzyılın en başarılı filmlerinden birine imza atan Michel Gondry yeni filmi "Be Kind Rewind" da Jack Black'in yanı sıra Mos Def (Bir Otostopçunun Galaksi Rehberi), Melonie Diaz , Mia Farrow (Rosemary'nin Bebeği) ve Danny Glover (Cehennem Silahı Serisi, Testere) rol alacaklar.

Gondry'nin senaryosuna da imza atacağı filmde Black, bir enerji üretim tesisini sabote etmek ve arkadaşının (Mos Def) çalıştığı video deposundaki tüm video kayıtlarını silmeyi kendine görev edinmiş budala bir adam portresi çiziyor. Black arkadaşını ziyarete gittiği sırada arkadaşı ve onun yanında çalışan birinin (Melonie Diaz) yardımıyla kayıtları yokedip her filmi tekrar yaratmayı amaçlıyor. Buna ilave olarak da yeniden yarattıkları videoları sadece sadık müşterilere kiralamayı düşünüyorlar.

Filmin yapımcılığını Gondry ile birlikte Sil Baştan'da da birlikte çalışan ortağı Georges Bermann üstleniyor. Prodüksiyon sorumlu firmaysa ikilinin sahip oldukları Partizan adlı şirket...


 

Gösterim Tarihi: 25 Nisan 2008

Sokak Dansı

Step Up 2 the Streets


Konusu

Maryland Sanat okulunda, birbirinden farklı geçmiş ve görgüye sahip iki dans öğrencisinin arasında romantik bir elektriklenme meydana gelir…

‘Mevlana: Aşkın Dansı’ Başlıyor!






Yüzyılları aşan evrensel barış, kardeşlik ve aşk düşünceleriyle tüm dünyada geniş kitleler tarafından sevilen ve saygı duyulan, büyük felsefi düşünür, Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin hayatını konu alan “Mevlana Celaleddin-i Rumi: Aşkın Dansı”, 25 Nisan’da gösterime giriyor.
Tüm dünyada milyonları etkisi altına alan, düşünceleriyle insanlığa yön veren Mevlana’nın sevgi ve barış öğretilerinin, sinemanın etkisi ve gücüyle yorumlanması ve geniş bir izleyici kitlesine sunulması filmin temel amacı olarak ifade ediliyor.



13. yüzyıldan günümüze kadar uzanan, aşk ve hümanizm temalarıyla insanlığı kucaklayan Mevlana’nın, evrensel düşüncelerini şiirsel ve dramatik bir dille milyonlara anlatmayı amaçlayan film, Anadolu’dan yayılan Mevlana’nın sevgi ışığını etkileyici ve akıcı bir şekilde yansıtıyor.
Dramatik sahneleri 24.kuşaktan torunu olan Sinan TUZCU ile Burak SERGEN, Özcan DENİZ, Müşfik KENTER, Turan ÖZDEMİR ve Selçuk YÖNTEM gibi çok önemli bir kadro tarafından canlandırılan ‘Mevlana Aşkın Dansı’; Yılmaz ERDOĞAN, Yıldız KENTER, Cüneyt TÜREL ve Meltem CUMBUL’un şiirleriyle, Mehmet ATAY’ın anlatımıyla tamamlandı.
Müzikleri Kalan Müzik, Ömer Faruk TEKBİLEK, Burcu Güneş ve Sezen AKSU tarafından hazırlanan ‘Mevlana Aşkın Dansı’ ilk defa özel 3D, matte painting ve 14. yüzyıl minyatürlerinin dijital ortamda yeniden yaratılması ile yepyeni bir dünyanın kapılarını açıyor.



Tüm dünyada altı farklı ülkede çekilen film, ilk defa UNESCO ve Birleşmiş Milletler Merkezi’nden destek alarak özel izinler ile çekimler yapılarak tamamlandı.
Yönetmenliğini ve senaristliğini Kürşat KIZBAZ’ın üstlendiği, Imagine Film Productions tarafından hazırlanan ‘Mevlana Aşkın Dansı’ dramatik belgesel filmi, BestLine Pictures’ın dağıtımı ile 25 Nisan 2008 tarihinde vizyona giriyor…